18 Şubat 2012 Cumartesi

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİM

Aksel'i uyuttuktan sonra internette dolaşmayı, değişik ürünler bulmayı, bunları incelemeyi çok seviyorum. Beğendiklerimi bir klasörde toplayıp,zaman zaman sizlerle paylaşmak çok keyifli.

İşte bunlardan bazılar;

                              Herşey kız bebekler için;şu tatlılığs bakın...
                              Doğum günü elbisesi için çok ideal değil mi?Bayıldım...
                             Çocukluğumun hayal dünyası ve ağaç ev...Hep bir ağaç evim olsun istenmiştim...
                          Ipadde sürekli angry birds oynayan biri olarak bu oyuncaklar benim için....
                           Ve küçük prens....Kerşke bulabilsem de alsam. Bulan bana alırsa parası neyse vereceğim...Çok istiyorum çok...

Kokoş annelikte son nokta...Ben asla kullanmam ama Nur Yerlitaş style,kullananı da takdir eder,bir an için de özenirim bile...

BİR PİŞMANLIK ÖYKÜSÜ

Ben oğlumu 7,5 ay emzirdim. 6 ayı gayet düzenli, son 1,5 ayı ise nescafe niyetine idi. Aksel'in  artık emmek istemediği son zamanlarda süt sağmaktan bendebiyice bıktığım için  sütüm bitti.

Geçen haftalarda starbucksta bir anneyle karşılaştım.Oğlu da Aksel kadardı, ayak üstü sohbet ettik.Annenin 2.bebeği imiş, hal böyle olunca çok daha bilinçli,dersini ilk bebekte almış  bir anne idi şüphesiz. Konu emzirmeden açıldı ve o anne bana  artık emziremediğini, sütünün bittiğini,  zaten işe başladığını ifade etti ve gayet rahat bir tavırla sorun değil dolapta 132 paket süt var dedi.  O an donup kalmışım. 132 paket süt mü depoladınız diyebildim...

İşte o an o bilinçli annenin yerine geçmek istedim. Neden olmasındı ki; doğumdan 15 gün sonra başlansa süt depolanmaya,üşenmeden her gün bir poşet konulsa,bu rakamı tutturmak çocuk oyuncağı idi.

Anne devam etti, hergün düzenli bir biberon süt veriyoruz yatarken, şifa niyetine diye....

Sonra anneyle vedalaştık...

Adını bile bilmediğim o anneden sonra çok pişman oldum,özellikle de bebeğim dün gece diş sancısı çekerken,ona anne sütü veremediğim için...Sütler bol bolken yeterince üzerine düşüp sütleri depolamadığım ve bebeğimi devam sütüne terkettiğim için...

Benimkisi bir pişmanlık hikayesi güzel anneler... Lütfen benim düştüğüm hataya düşmeyin,sütünüz bolsa biriktirin ama böyle bol bol, poşet poşet olsun. Bu sütler bebeğinize ilaç gibi gelecek özellikle diş çıkartırken, grip olduğunda....


Özge

ÇALIŞAN ANNENİN SAĞ KOLU ;SÜT SAĞMA MAKİNASI

Günümüz annelerinin can kurtarıcısı süt sağma makineleri sayesinde sütlerimizi depo ederek bebekten biraz olsun uzak kalıp normal yaşama karışabiliyor ya da iş hayatına dönceksek de en azından bebeklerimizi anne sütünden mahrum bırakmamış oluyoruz.

Ben doğum yaptıktan hemen sonra aldım süt sağma makinasını. Aksel emerken sürekli uyuyakaldığı için sütümü artırmak için kullandım ilk başlarda.  Aksel 40 günlükken gittiğimiz yazlığımızda sütleri sağarak zaman zaman anneme bıraktım Aksel'i. Ne yalan söyliyim biraz nefes almak, bebekten ayrı kalmak hiç de fena gelmemişti. İşe başladığımda ise artık süt sağma makinası ile dolaşan bir anne oluvermiştim.

Ben Ameda marka süt sağma makinası kullanmıştım. Biliyorum bu konuda anneler çok kararsız kalıyorlar. Philips Avent mi alsak,Ameda mı alsak Medela mı alsak ? Ben Ameda'dan çok memnun kaldım. Hızlı sağan bir makinaydı. Aynı anda iki gögüsü de sağabiliyorsunuz, gerçi bunun ne kadar kullanıldığı tartışılır,ben pek kullanmadım bu özelliği mesela. Bunun dışında ufak olduğu için bavuluma atıp yurtdışlarına bile götürdüm makinamı...



Biraz özgür olmak istiyorsanız, hele çalışıyorsanız, bebeğinizi sütünüzden mahrum bırakmamak adına  bir süt sağma makinası şart sevgili anneler.Satın almak istemiyorsanız Ameda'yı ya da başka markaları  hastanelerden kiralayabiliyorsunuz.

Sütünüz bol olsun....

Hoşçakalın,

Özge

AKSEL'İN DİŞ ÇİLESİ

Aksel alt ön iki dişini çok rahat çıkartmıştı. Sanırdım ki hep öyle devam edecek ta ki cuma  gecesi sabahı sabah edene kadar... O ne ızdırap olmalı ki Aksel sabaha kadar salya sümük ağladı. Ne dentinox fayda etti ne de Calpol şurup.Sabahı sabah etmek birşey değil ancak Aksel'i öyle ağlarken görüp de birşey yapamamak beni kahretti. Ertesi sabah 7'de uykuya dalabildi oğlum.

Siz de benim gibi psikopat bir anne misiniz bilmiyorum ancak ben Aksel'in tüm ilaç ve şuruplarının bir tadına bakıyorum. Doktorun tavsiye ettiği dentinoxu da dişetlerime sürdüm ancak tadından başka hiçbir uyuşma, donma etkisi hissedemedim. Zaten etkili bir krem olsa Aksel'e faydası olurdu değil mi ama...

Ben de bu stresle kanyonun içindeki eczaneye giderek derdimi eczacıya anlattım. Eczacı bana dentinoxun pek etkili olmadığından bahsetti ve Türkiye'de pek yaygın olmayan Amerikan malı bir krem önerdi. Adı baby orajel. İki çeşidi varmış ,biri gündüz için diğer gece. Epey fiyatlı olduğu ve işe yarayıp yaramayacağını bilmediğim için ilk etapta orajel nighttime'ı satın aldım. Fiyatı 38TL idi.Kremi Aksel'den önce kendi dişeti ve dilimde denedim. İlk 30 saniyeden sonra dişetlerimin donduğunu hissettim.Ayrıca doktorumuzu arıyarak bu kremin kulllanılabilinirliğini sordum. Evet uygundur Amerikan malıdır kullanabilirsin dedi.



Bunun dışında birkaç tane buzdolabında soğutulan diş kaşıyıcılardan alıp buzdolabına  attım ve gün içinde Aksel'in eline verdim, aynı şekilde metal ve plastik 4-5 çay kaşığını buzdolabında Aksel için beklettim, diş kaşıyıcılardan sıkıldığında eline soğuk kaşıklar verdim, soğuk  pırasa ve havuç da dişlemekten zevk aldığı şeyler arasında olduğu için onu da gün içinde soğuk soğuk eline tutuşturdum. En sancılı anlarında ise dülbentte buz sarıp eline verdim,bu yöntem de  dişinin ateşini almasını sağladı.   

Akşama kadar  Aksel'in tüm rutinini olduğu gibi yerine getirdikten sonra bebeğimi yedirdim,yıkadım, masajını yaptım ve ağrı kesici ateş  düşürücü  bebek fitili attım, orajel  kremimizi sürdüm ve Aksel'i sütünü içirirken uyuttum. (Okuyan herkes lütfen maşallah desin) Bebeğim sabaha kadar deliksiz uyudu.

Anneler yukarıdaki saydıklarım tabi ki çok işe yaradı ancak en çok da panik olmadan biliçli bir şekilde hareket etmemin  işe yaradığını düşünüyorum.Nedendir bilmem ancak bebekler kesinlikle panik olduğunuz ve  ne yapacağınızı bilmediğiniz anları hissediyorlar ve sizi daha da strese sokuyorlar.

Diş çıkartan bebeklere ve annelerine şimdiden kolay geldin diyorum,başta kendime...

Özge

17 Şubat 2012 Cuma

OYUN PARKI

Aksel emeklemeye başladı.İnanılmayacak kadar atik, herşey kaşla göz arasında oluveriyor artık hayatımızda...Mesela Aksel kaşla göz arasında sehpanın altına girip kafayı vuruyor, kaşla göz arasında köpeğimiz Otto'nun kulaklarına yapışıyor,kaşla göz arasında saksıyı deviriyor...

Ben sabah erkenden  işe gittiğim için haliyle aklım da oğlumda kalıyordu. Örneğin mutfakta Fatoş ablası mama hazırlarken, Aksel ya başını vurursa? Şöyle oğlumu ortasına bırakabileceğimiz, içinde oyuncaklarıyla oynayabileceği bir oyun bahçesi arayışına giriştim.O yataktan bozma plastik olanlarını ise hiç istemedim. Bebeğim yeri hissetsin, içinde biraz daha özgür olsun istedim.   Ne yalan söyleyeyim Türkiye'de bu ürünlerin  bu kadar zor bulunabilineceğini başlanğıçta  hiç düşünmemiştim. Yurtdışı sitelerinde tam istediğim gibi olan  oyun parkları   BABYDAN Playpen ve LİNDAM Playpen  firma ve ürün adları altında satılmakta ve yurtdısında TL karşılığı 150-200TL civarında. İsterseniz tek tek bölümler satın alarak daha büyük bir alan elde edebiliyor ya da ihtiyaca göre farklı konumlandırılabiliyorsunuz.




Türkiye'de ise uzun bir süre hiçbir şey bulamadım fakat sonra nasıl olduysa bir anda  mothercare'lerde satıldığını öğrendim. Fiyatı 400 TL civarındaymış.Bunun yanında parkzone adında bir şirket evlere özel bebek güvenlik ürünleri ve oyun parkları  yapıyor. Oyun parkları babydan marka ve yukarıda görülen ürün için bana  600TL fiyat verdiler.

Tüm bu araştırmalardan sonra sahibinden.com'da aşağıda  net görünmese de yukarıdaki ürünlere benzeyen ancak ahşap olması bakımından çok daha sağlıklı olan bu ürünü buldum, hem de 65TL'ye. Foto sizi aldatmasın içinde muşambadan yapılma bir altlık var, çitlerte monte edilip çocuğun çiti devirmesini engelliyor. Foto esnasında yıkandığı için onu serememiştik. Alıcı bu ürünü 3 sene önce mothercare mağazasından aldıklarını belirtti. Ancak şimdi malesef demir olanını getiriyorlar.


Ben bu oyun alanından çok memnun kaldım.Ahşap olanını bulamasaydım da demir olanını mother care mağazalarından alırdım. Bebeğinizi kontrol altında tutmak istediğiniz anlarda koyun içine oyuncaklarını da verin orada kendi kendine takılsın.Tabi ki hapishane gibi hep orada tutulmamalı bebek. Biraz oyun bahçesinde biraz ortada, biraz odasında,böyle böyle büyüyecekler işte bizim bebişlerimiz...

DOKTOR NESİM ESKİNAZİ İLE AKSELİN RUTİN KONTROLÜ


Aksel'i doktoru Nesim Bey'e kontrole götürdüm.Malum 8.ayın içinde bebeğim. Bir gün öncesinde günde 5-6 kere  kuru kuru öksürük  de başladığından bunu da kontrol ettirdim gitmişken. Daha önceki yazılarımdan Nesim Beyin çok hızlı kontrol ettiğinden bahsetmiştim.Hal böyle olunca sorularımı unutmamak için  yazarak kendisine sordum. Sizin de dikkatinizi çekeceğini düşünerek bu sorularımı ve öksürük ile ilgili teşhisini  paylaşıyorum.

Ciğerlerinde bir sorun olmadığını (çok şükür ki)ancak  burnunun dolu olduğunu tespit etti. Bunun için Akselin burnunu otribebe ile temizlenmesini ve günde 3 kere peditus şurup kullanmamızı istedi.

Soru          :   Aksel'e ciğer yedirebilir miyim?
Cevap Dr.:    Ciğer ve diğer sakadatlar kesinlikle yasak.Kolestrol sorunu yaşatırsın bebeğe. Balık- tavuk ve et yedirmen kafidir.

Soru          :  Pekmez konusunda ne düşünüyorsunuz?
Cevap Dr.:   Bebeğe  pekmez yedirmenizde bir sakınca yok.Hatta kahvaltıda pekmez yedir.

Soru          : Aksel'e ortopedik ayakkabı giydirmeye ne zaman başlayacağız?
Cevap Dr.:  Yürümeye başladığı zaman ayakkabıya geçilecek.

Soru         : Mercimek yedirelim mi?
Cevap Dr : Evet mercimek yedirebilirsin.

Bunların dışında ıspanak konusunu da konuştuk.Temel Reis çizgi filmlerinden gelen ıspanak ye, demir içerir, vitamin deposudur bilgilerinin fos olduğunu bu nedenle sebze çorbasına koymanın da bir anlamı olmadığını belirtti.


                                Çiğ pırasa yiyen bir canavar....








DEPRESYONDA MIYIM YOKSA?


Herşey iyi kötü bir rutine oturmuşken 15 gündür bezgin bekir gibiyim. İşten eve geliyorum kolum kalkmıyor.Kafamda yazacak o kadar çok şey biriktirdim ki bu uyuşuk mayışık hallerim de nereden çıktı bilmiyorum. Adeta beynim vücuduma harekete geç emri veremiyor gibi... Kafam zehir gibi çalışıyor o ayrı;  beyminden çıkan herşey tasarı olarak  kafamın bir köşesinde eyleme dönüşemeden  kalıyor....

Neyseki bu rahatsızlık veren halimden kısa bir süre önce  kurtuldum.Düşünüyorum da belki de zaman zaman çalışalım ya da çalışmayalım biz annelerin de böyle depresif ruh halleri içinde olmaya hakkı var. Kolay değil ki bir çocuğun sorumluluğunu, uykusuz hallerini, hasta hallerini kaldırmak, herşeye yetişebilmek, kocayla uyum sağlayabilmek, işe gitmek, işte hesap vermek....

İşte böyle bir 15 günün ardından gücümü yeniden topladım blogumdayım...Kafamdaki herşeyi bloga aktarma vakti...HADİ BAKALIM..

Özge

1 Şubat 2012 Çarşamba

ÇOCUK DOKTORU SEÇİMİ

Çocuk doktoru seçimi de anneler için kritik konulardan bir tanesi.  Bebeğiniz  ilk doğduğunda belirgin bir sıkıntısı yoksa aslında doktorun da yapacak çok önemli bir işi yok. Boy kilo ölçümü,bir iki pratik bilgi, anneye ev ya da cep telefonu yazılı bir kartvizit, bir iki rahatlatıcı cümle,gazlı bebek ise bir ilaç tavsiyesi  hepsi bu...

Çocuk doktoru seçerken öncelikle anne ile doktorun yıldızının barışması lazım ki anne ona güvensin bebeğini emanet etsin. Bir araştırmamda hastane çocuk doktorundan uzak durulması gerektiğine rastladım.Nedeni ise özel hastanelerin tüm doktorlara olduğu gibi çocuk doktorlarına da tahlil, röntgen,iğne kotası koyması.Bu da demek oluyor ki doktor kotasını doldurmak için sizin bebeğinize gereksiz tahlil,röntgen,iğne uygulayabilir.

Biz Aksel için çocuk doktoru olarak  Nesim Eskinazi'yi seçtik. Kendisinin teşhislerinin çok yerinde olduğunu,çocuğu gereksiz yere hırpalamadığını,ilaç yazmadığını bu nedenle de epeyce çocuk hastası olduğunu öğrendik.

İtiraf edeyim ilk randevuda epey  şaşırmıştım. Zira Suadiyedeki muayenehanesinde çocukları kontrole sabah 7 de başlıyor ve 10 gibi Nişantaşındaki muayenehanesine geçiyor. Muayenehaneye gelenler, gidenler ,kapı zili hiç bitmiyor. Tavsiyem üzerine bir arkadaşımın oğlunu  Nesim Beye  götüren annesi,kızım burası SSK gibi bir yer, ben anlamadım dediğinde çok gülmüştüm. Aynen SSK gibi hızlı bir şekilde kontrol ediyor Nesim Bey,soracaklarınızı kağıda yazmaszsanız onun enerjisi ile siz zaten sorularınızı unutuyorsunuz.  Ancak muayene ederken ki çocuğa yaklaşımı, sevmesi,her bebeğe lakap takması ve bebekleri o lakaplarla hatırlaması,anneyi cesaretlendirmesi ve en önemlisi de aslında bu işin abartıldığı kadar da anneleri yıpratmaması, strese sokmaması gerektiğine dair imaları benim için Nesim Bey'le yola devam etmemin sebepleri oldu.

Biz Aksel'le çok şükür henüz ciddi bir hastalık yaşamadık ancak Norveçteyken bir kere su çiçeği süphesiyle cebinden kendisini aradım ve o an açamasa da 10 dakika sonra bana geri dönüş yaptıki Norveçte çaresiz kalmış bir anne olarak bu dünyalara bedeldi. Bekleme odasında diğer annelerle yaptığım sohbetlerde hasta bebeklerine  koyduğu teşhislerde ve bebeği takipte çok memnun olduklarını da bizzat duymuş oldum. Ancak siz bebeğimi doktora götüreyim, muayeneden sonra oturalım bebeğimiz üzerine sohbet edelim,biz soralım o anlatsın diyorsanız Nesim Bey sizi tatmin etmeyebilir. Çünkü onun o hiperaktif enerjisi ile ne oturup sizle aheste aheste zaman harcamaya uygun ne de kapıda sıra bekleyen eşkiyalar buna izin verir.Ancak sorularınızı yukarıda belirttiğim gibi kağıda yazıp giderseniz de hepsini cevaplar.

Doktor seçecek annelere bol şans  ve sabır diliyorum....

Özge





31 Ocak 2012 Salı

KARDAN ANNE OLAYIM BİR GÜNLÜĞÜNE


Kar yağsın, battaniyenin altında Türk filmi seyredeyim, elimde kahvem....

İşte bu klişe cümle biz çalışan anneler için hayalmiş bugün onu anladım..( Kar yağdı hem de çok. Ara yollar berbat, arabam bir gece öncesinden bir yerlere terk edilmiş durumda, eve getiremedim bile. Akşam 8'de kocam gelip aldı beni dağ başından. Eve geldiğimde bebeğim ağlıyordu. Son bir anne kokusu ve uykuya daldı mışıl mışıl. 6'da evde olamadım yolda kaldım diye suçluluk hissetmeli miyim?

Bakıcı bu sabah 10:00'da gelebildi. Taksi durağı, abla o kadar uzağa gidemeyiz, ara yollar berbat,hem zaten taksi yok dedi. Babası beni sayma, benim çalışmam lazım,ya sen kal ya Fatoş gelsin dedi. Fatoş, zar zor geldim erken çıkabilir miyim dedi...Napalım bugün de işe gidemeyeceğiz kar mazeretinden  anlaşıldı!

Laptop açılsın bari evden çalışılsın, o da ne oğlum tepemde kolyemi yemeğe çalışıyor!!! Bari yemeğini ben yedireyim,evdeyim zaten. Bu arada işe giden gidemeyen arıyor,belli ki giden de gidemeyen de tersinden kalkmış. Yemeğini her zaman yiyen çocuk bugün yemedi, Fatoş sana yapıyor diyor. Oğlum bana ne yapıyor anlamadım ama nedense Fatoş'a göre hep bana yapıyor.

O zaman giydirelim biraz kar topu oynatalım. Oyun faslımız 15 dakika, giyinme faslımız 40 dakika sürüyor. Babası ne giydirsem beğenmiyor.Oğlum şımardıkça şımarıyor,kucağımdan inmiyor.

Gün bitiyor ,kafam nedense sünger gibi oluyor. Ne oğlumla evde olmanın bir  tadı var, ne karın keyfi. Değil battaniye altına girmeyi,5 dakika koltuğa oturmadığımı farkediyorum. Sevmiyorum böyle belirsizlikleri, suçlu hissetmeleri. Battaniye altında Türk filmi,çay keyfi sizin olsun ben kardan bir anne olayım,oğluma bakayım bahçeden...Aslımda  işe gitsin,eğer gelemezsem zamanında eve,  kardan anne (ben) baksın oğluma olmaz mı?

                                         OYUNUMUZ 15,GİYİNMEMİZ 40 DAKİKA SÜRDÜ
                                        KARI SEVİYOR,GENLERİNDE VAR...
                                       KARDA OTURUYOR KÜÇÜK PRENS....

29 Ocak 2012 Pazar

ARTIK HAMİLELİK MODA

90'larda eğer ünlü iseniz evlilik, hamilelik, ebebeyin olmak malesef hoş karşılanmaz, bilakis şöhretin zedeleneceği korkusuyla ünlüler çocuk yapmaz, evlenmezdi. Neyseki 90'lardan sonra gelen özellikle Amerikalı ünlüler çok daha cesur, aile kavramına inanan ve destekleyen ünlüler olarak tüm dünyada yeni bir akım başlattılar. Artık çocuk doğuran (hem de 3-4 defa) , evlat edinen, evlenen ünlüler çok moda...

İşte benim favori hamilelerim:

                                                          NATALIE PORTMAN
HALLE BERRY


DENİZ UĞUR

YİNE BALKABAĞI - BALKABAKLI PİRİNÇ UNU MUHALLEBİSİ

Geçen yazımda size balkabağının faydalarından bahsetmiştim. Şimdi size balkabağı ile yaptığım ve Aksel'in bayıldığı yeni bir tarif vereceğim.

Malzemeler

Pirinç unu muhallebisi
Haşlanmış balkabağı


Pişirdiğiniz pirinç unu muhallebisinin içine haşladığınız ve çatalla ezdiğiniz balkabağını koyup karıştırıyorsunuz. Bebeğinizin çiğneme ve yutma refleksine göre dilerseniz blenderdan da geçirebilirsiniz.

Bizler pirinç unu ile büyümüş bir nesiliz. Hala  doktorlar gece bebeklere yatmadan önce tok tutsun diye pirinç unu muhallebisini öneriyorlar.Etrafımdaki pek çok anne de bebeğine pirinç unu muhallebisi yediriyor. Sade pirinç unu yerine kış günlerinde balkabaklı pirinç unu hazırlayarak bebeğimize farklı bir lezzet tattırabiliriz.



Afiyet Olsun

24 Ocak 2012 Salı

BAL KABAĞI CORBA TARİFİ VE BALKABAĞININ FAYDALARI

Sevgili anneler bebeklerimize her gün mis gibi çorbalar hazırlayarak damak tatlarını geliştiriyor ve beslenmelerini sağlıyoruz.
 İşte size hem çok faydalı ve çok lezzetli bir çorba tarifi. Evde her zaman farklı farklı sebze bulunmayabilir, İşte  kış aylarında dolabınızda kesilmiş olarak bulunduracağınız  bal kabağıyla bu çorbayı yapabilirsiniz.

MALZEMELER

1 dilim doğranmış balkabağı
1/4 küçük soğan
1/4 Patates
Zeytinyağı

Balkabağı,patates ve soğanları sıcak suda haşlıyoruz. Haşlanan sebzeleri rondodan geçiriyoruz.Pure haline gelen yemeğimizin üzerine çok az zeytinyağı gezdiriyoruz.


BALKABAĞININ FAYDALARI  : Küçük bir tabak balkabağında günlük ihtiyaç duyulan A vitaminin %25'i varmış.A vitaminin öncül maddesi beta karoten vücutta karaciğerde depolanır ve vücut ihtiyaç duyduğunda A vitaminine dönüşürmüş.Beta karoten pek çok kanser çeşidinin,kalp krizi ve damar sertleşmesinin önlenmesine yardımcı olur ve bağışıklık sistemini destekleyerek vücudun enfeksiyonlara karşı mücadele etmesini sağlarmış.

Hadi bakalım sevgili anneler bebeklerimize balkabağı corbası yapmaya....

İŞ HAYATINA YENİDEN DÖNMEK


9 aylık hamilelik döneminden sonra nihayet bebeğimizi kucağımıza aldık ve tüm hayatımızı anne olmaya adadık. Anne olmak ya da anne olmayı öğrenmek hiç kolay değil canlarım.Hele ki hayatını öğrencilik ve getirdiği her türlü gezme ve tozmaya adamış akabinde de aktif iş hayatında kariyer yapma peşine düşmüş günümüz plaza bayanlarındansanız after work partyleri, bekarlığa veda partileri,eventler,yurtdışı seyahatleri derken annelik hafızalarda soyut ve bir o kadar da uzak bir kavram olarak yerini alır. Sonra bir gün anne olmaya karar verdiğinizde ki bu genelde yukarıdaki tanımlamaya uyan bayanlar  için biyolojik saatin tık tık seslerinin duyulmasıyla verilen ani bir karardır, hayal edemediğimiz  kadar büyük bir sorumlulukla karşılaşırız.

Tabi ki herşeyin üstesinden gelmeye alışkın biz super kadınlar, doğum  izni boyunca iş hayatından o kadar büyük bir kopuş yaşar  ve anneliğe içgüdüsel olarak öyle sıkı sıkıya bağlanırız ki 3-4 ay sonra iş hayatına yeniden başlayan anneler için yaşanan tam bir tramvadır.

 İlk günler kilolardan ve şişliklerden kurtulamamış şekilsiz bir beden ve taşınamayacak kadar ağır  kocaman gögüslerden dolayı  saçma sapan kıyafet kombinasyonlarıyla işe gidilir. Masanızın başında aklınız bebeğinizde günde 10 kere bakıcıya ya da annenize telefon ederek rapor alırsınız neyse ki sonraları günde 2-3'e iner bu rapor fasılları.. . İşe yeniden konsantre olmak en az 2 haftanızı alır. Kimi zaman masanızda oflar ve çalışmak değil çocuğunuzu yetiştirmek istediğinize karar verirsiniz. Yaptığınız iş çok anlamsızdır, anne olmanın yanında. Siz kendi cumhuriyetinizin kralısınızdır artık, beğenseler de beğenmeselerde... O can attığınız partyler sürekli gezen arkadaşlarınız ve yaptıkları ilk zamanlar anlamsız gelir, sonraları da zaten isteseniz de evde sizi bekleyen canavarı bırakmaya gönlünüz el vermez gitmeye, iş çıkışlarında öyle yerlere. İşte böyle gel gitli,stresli, iç kemiren bir dönemdir işe dönüşler hamilelikten sonra. Peki ya  işe geri  dönmemek, evde oturup çocuğumuza  bakmak, sizce bu  bir çözüm müdür,ya da bu mudur asıl istediğimiz ve iç huzur sağlayacak karar....
Evet  bebeğimizi bakıcıya ya da anneye bırakmak yeterince  zor ve bence bir  kadın için hayatta verilen en zor sınavlardan bir tanesi. Ancak bebeğimizin fiziksel ve ruhsal gelişimi için gerekli altyapıyı ve planlamaları sağlam yaptıktan sonra bebeğin temel ihtiyaçları karşılanıyorsa,bebeğe sevgi veriliyorsa, baba size yardımcıysa  evde olduğunuz zamanlarda da bebeğinizle kaliteli zaman geçiriyorsanız inanın bebeğinizin bir kaç sene sonra çalışan bir annesi olduğu için gurur duyacağı günler de gelecek. Maddi anlamda kendi parasını kazanan, ayakları yere sağlam basan bir anne modeli  de çocuğunuz  için örnek bir tablo olacaktır. 


Benim tercihim doğumdan 4 ay sonra işe başlamak oldu. İşe başlayalı ise henüz  3,5 ay oldu. Evde  oğlumla düzenimizi oturttuk, hafta sonları bol bol kaçamak yapıyoruz, geziyoruz, tozuyoruz. Sabahları giyinip makyaj yapıp evden çıkarken oğumla oyunlar oyunuyoruz ve aksama yeniden görüşmek üzere vedalaşıyoruz...

Lütfen kararınızı verirken artıların ve eksilerin yer aldığı bir liste yapın, karar verirken bugün kadar geleceği de düşünün,bu işte tek bir doğru malesef yok. Benim şartlarım imkanlarım benim doğrularımı belirledi,dilerim sende  büyük tramvalar yaşamadan en doğru kararı verirsin Sevgili Anne....

Özge OLSEN

23 Ocak 2012 Pazartesi

DOGUM DOKTORU SECIMI

 38 -40 hafta süren hamilelik  boyunca bedenimizi,bebeğimizi ve pek çok zaman da ruh sağlığımızı doktorumuza teslim ettiğimiz düşünülürse  güvenebileceğimiz,ilgili,dikkatli bir doğum doktoruyla bu yolculuğa başlamak hamilelik sürecemizi çok daha keyifli ve güvenilir bir hale getirecektir.

Ben aslında hiç de o bilinçte olmadan güvendiğim bir arkadaşımın tavsiyesiyle Yedi Tepe Üniversitesinden Narter Yeşildağlara gitmeye başladım.Bizim için en önemli kriterler evimize yakın bir hastane olması,doktorun ingilizce bilmesi ve yurtdşındaki gelişmelere açık olmasıydı.Narter Bey İsveçte doktorluk yapmıs olduğundan hiç tereddüt etmeden kendisine gitmeye başladık.

Hamileliğim boyunca Narter Bey'in uzun muayeneleri, acil veya önemli durumlarda  mesaj yoluyla her soruya yanıt vermeye çalışması, normal doğum yapamayacağım için  şevkatli yaklaşımı,beni kırmadan ama ısrarla lütfen artık çalışmayınız,yeter artık evde uzanmanız lazım diyerek beni ve bebeğimi benden çok düşünmesi en azından öyle hissettirmesi doktoruma olan inancımı kat ve kat artırdı.  Tabi biz  farklısını görmediğimiz ve bilmediğimiz için bunun her doktorun yaklaşım tarzı olduğunu sanıyorduk, oysa aynı dönemde farklı doktorlara giden arkadaşlarımın doktorlarıyla Narter Beyi kıyasladığımızda ne kadar şanslı olduğumu bir kere daha anlamış olduk.

İster evde oturun ister çalışan bir hamile olun, bu dönem hepimiz için çok değerli ve kutsal...Kriterlerinizi belirleyerek tavsiyeleri de dikkate alarak doktorunuzu seçmenizi öneririm.Ancak şunu da bilmenizi isterim ki her isim yapmış,muayenesi çift tarife olan prof unvanlı doktor en iyi muameleyi gösterecek ,yıldızınız barışacak, super bir doktor olacak diye bir şey kesinlikle yok sevgili anne adayları....


Doktorumla Akselın o ilk mucize anı....

19 Ocak 2012 Perşembe

BIR OYUN HALIM BILE YOK


Imkanlarımız elverdiği surece bebegımızın gelısımı icin kesenın agzını gozumuzu kırpmadan acıyoruz.Iste sıze yenı bır urun, oyun halısı....Bız Tıny love marka oyun halısı aldık.Hatta fıyatı fazla geldıgınden  sahıbınden.com'dan ıkıncı el aldık, kuru temızleme yaptırdık ve sımdı oglumuz mıs gıbı kullanıyor.


Fotograftan bakıldıgında halının detayları anlasılmayabılır.Soyle acıklamak gerekırse; Halının cesıtlı yerlerınde farklı  dokular var, mesela hısır hısır ufak bır bolum, pelus bır bolum, bastırınca oten bır bolum vb.
Farklı dokulara dokunmak bebegın zeka gelısımı ıcın cok onemlı oldugundan bu sekılde kurgulamıslar.Ayrıca halıda  plastik bır ayna var ki bebeklerin aynaya bakması da gelişimleri açısından çok onemliymiş. Bunun yanında bebek  ayağıyla tekme atınca muzık calan bır bolum, bu bolum ayarlanırsa  sureklı  mozart da calabılıyor.Bunun dısında tepede eglencelı cesıtlı oyuncaklar var.

Cocukların emeklemeyı ogrenmelerı ve boyunlarının guclenmesı ıcın halı uzerınde egzersız yapmaları cok onem arzetmektedır. Bunu daha keyıflı bır hale getırmek ve bebegın kendı kendıne vakıt gecırebılmesını ogrenebılmesı ıcın  bu eglencelı halılar işinize yarayabilir.

BEBEKLER RUTINI SEVERLER

Kendı hayatımızda rutın yasamak ne kadar sıkıcı gelırse bebekler de bır o kadar rutınden hoslanıyorlar ve kendılerını guvende hıssedıyorlar.Bu yaptıgım arastırmalarla ve kendı bebeğımden edindiğim tecrubeyle de sabittir.Peki anneler nasıl rutin oluşturalım?Nereden baslayalım?
Anneler öncelikli kuralımız bu konuda kararlı,katı ve ısrarcı olmak.Cunku sizin rutininizi bozmak isteyecek dahili ve harici es,dost akraba her zaman olacaktır.
Rutin olusturuken bebegınıze cesıtlı seromonıler olusturun.Ornegın bebegınızı her aksam aynı saatte yatırmak ıcın aynı saatte altını acmak, bebegı yıkamak, masaj yapmak ve aynı pıjamalarını gıydırmek buna ornek olusturabılır.Bebeğiniz bir sure sonra bu rutıne alısacak ve otomatık olarak sız onu yıkar,gıydırır emzırırken o uykuya hazırlanmaya baslayacaktır.

Bu rutınlere alıstıkca bebegın sabah kahvaltısı,uykusu,oyun saatlerı hatta kaka saatlerı bıle bırbırını kovalayacak ve anne olarak bebegınızın bır adım sonrasının ne olabılecegı konusunda kendınızı daha guvende hıssedebıleceksınız.

Kımbılır sımdı bu satırları okurken benım bebegım oyle asabı,oyle yaramaz kı rutın olusturmak ımkansız dıyordunuzdur...Tabıkı her bebek farklı ancak mumkun oldugunca bu rutınlerı olusturabılırsek  anne olarak hayatınız cok daha kolay hale gelecektır.

Iste rutını uygulandıgı ıcın mutlu bır sekılde uykuya hazırlanan bır bebek....))

7 Ocak 2012 Cumartesi

BEBEKLERİN BURUN AKINTISI ÇİLESİ

Aksel nezdinde tüm bebekler adına söyleyebilirim ki bu burun akıntısı feci birşey. Bebek konuşamaz,burnunu silemez,derdini anlatamaz ve o akıntıyla iyileşene kadar yaşamak zorunda kalır.
Öncelikle bebeklerin burun akıntısını ilaçlarla önlemek çok tehlikeliymiş baştan söyleyeyim. Burun akıntısı semptomik tedavi edici ilaçlarla engellendiği sürece anlık olarak anne ve bebek  mutlu olsa da bu geçici bir iyileşme olduğundan sonraları  bebeklerin burunları iyice tıkanacak ve bu ciğerlere kadar inebilecekmiş. Bu nedenle bebeğimizin burun akıntılarını daha doğal yöntemlerle kendiliğinden sonlandırmaya çalışmalıyız.

İşte size tavsiye edebileceğim ve aslında tüm doktorların da tavsiye ettiği yöntem Otribebe damlaları öncelikle bebeğin her iki burnuna da damlattıktan sonra yine otribebe'nin nazal aspiratör adı verilen pompası ile bebeğin burnundaki akıntıyı çekmek şeklindedir.






Biz ilk acemilikten elle çekile aspiratörden aldık ancak kesinlikle ve kesinlikle iyi çekim için otribebe'nin ağız yöntemiyle çekilen nazal aspiratörünü tavsiye ederim. Kulllanımı çok basit,bir ucunu bebeğin burnuna sokup hortum vasıtasıyla ağzınızla hüpp yapyorsunuz.Merak etmeyin yutmak gibi birşey sözkonusu değil arada süngerde blok koymuş tasarımcılar....

                                       HİÇ KULLANIŞLI DEĞİL.TAVSİYE ETMİYORUM....

6 Ocak 2012 Cuma

AKSELIN FAVORİ KLİBİ


Henüz 7 aylık  ama onun da zevkleri var. Sevdiği şarkılar var, çıkınca heyecanlandığı,o minik elleri çırptığı....Şimdi sizlerle en sevdiğimiz klibi paylaşıyoruz.

Pepe'den canım annem

CORBA TARİFLERİMİZ - BROKOLİ ÇORBASI

6. aydan itibaren bebeklerimiz ek gıdalara geçmeye başlayınca sebze çorbaları da annelerin vazgeçilmezi haline gelir. Biz ilk başlarda evde ya da manavda sebze namına ne varsa koyarak karman çorman tarifler hazırlamıştık.Ancak zaman geçtikçe, tecrübelendikçe bunun anlamsız olduğunu, ne azından bebeğe içirilen çorbanın damak tadı olması gerektiğinin farkına vardık.

Çorba yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli husus mevsiminde olmayan sebzeleri mümkün olduğunca kullanmamanız.Patlıcanı mevsimşnde dahi olsa hiçbir surette kullanmıyoruz.
Gelelim tarifimize:
Malzemeler
1 adet küçük patates
1 adet küçük soğan
1 adet havuç
Brokoli
İrmik Zeytinyağı


Havuçları yuvarlak yuvarlak, patatesleri küp küp soğanları da ince ince doğrayalım. Suyun içine bunları atıp kaynatmaya bırakalım. Üzerine brokolilerimizi ekleyelim. Çorba kıvamına gelmeye başlayınca içerisine 2 -3 çorba kaşığı irmik atalım.Biraz fokurdatıp ocaktan alırken hakiki zeytinyağından bir iki damla çorbaya katalım ve çorbayı karıştıralım.



Afiyet Olsun Bebişimize

5 Ocak 2012 Perşembe

ELİMİZİN ALTINDAKİ PRATİK GEREÇLER

Su fotografta gormus oldugunuz plastık aletın bu kadar kullanıslı olacagını bılmezdım ta kı buna benzer bır aleti Norvec'ten ılgınç bulup alana kadar. Ek gıdalara gecenler ya da basından berı bebeğini biberonla besleyen anneler bilir,biberonlar kaynatılır kirletilir,kaynatılır,kirletilir....Farklı sıvılar için farklı ağızlıklar takılır.Tüm bu işlemler sırasında tüm biberonların hazırolda durabildiği,içinin çabucak kurumasını saglayacak,kapagını, agızlıgını hemen yanındakı cubuga  takabileceğiniz cok basit ve pratik bir alet...Aman işime yaramaz demeyin biberonların orada burada dagınık durmasından hem daha iyi hem de kurutma sekli olarak cok daha saglıklı.Tavsiye ederim.

Özge