Bize eşitsizliği, dayağı, itilip kakılmayı layık gören erkekleri de biz dünyaya getirdik. Sokak ortasında karısını öldüren erkek de bir annenin evladıydı. Biz annelerin ilk görevi yetiştirdiğimiz erkek çocuklarını kadına saygılı, kadının toplumdaki yerini bilecek bilinçle yetiştirmektir.
EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN SEVGİLİ ANNELER..
8 Mart 2012 Perşembe
1 Mart 2012 Perşembe
BEBEKLE SEYAHAT
Eskiden bebek doğar anne baba eve kapanırdı. Hatırlarım bebekli aile gezmeye gittiği zaman 2 çocukla ne işleri var diye ayıplanırdı,hele çocuklar yaramazsa kimse evine davet etmek istemezdi. Neyseki artık çocuklu aileler hayatın her alanında var olma mücadesi veriyorlar. Biz Aksel doğduğu andan itibaren gezme konusunda hiç eksik kalmadık. Aksel'in doğumu yaza geldiğinden koca yaz yurtdışı yurtiçi gezilerimize devam ettik.
İlk 6 ay bebekle seyahat etmek çok kolay,bebek ne olduğunu anlamadığından ve sürekli uyuduğundan gönül rahatlığı ile seyahat edebilirsiniz,hele de emziriyorsanız gıdası da yanınızda olduğundan endişe etmeye çok gerek yok....6 aydan itibaren bebeklerin algısı açılıp, emekleme dönemi başladığından kıpır kıpır bir saniye yerlerinde durmadıklarından sanırım seyahat çok daha zorlu bir hale geliyor. Şimdi sizlere seyahat çantanızda olması gerekenlerin listesini vereceğim. Seyahata giderken annelerin beyinleri allak bullak olduğundan her detayla ilgilenmekten, birşeyler mutlaka unutuluyor. Bu listeden kontrollerinizi yapın sevgili anneler, eksik kalan bir ihtiyaç varsa değerli yorumlarınızı bekliyorum.
UÇAK -OTOBUS YADA ARABADA YANINIZDA OLMASI GEREKENLER
1- İlaçlar ( Seyahate gitmeden önce ihtiyacınız olmasa bile yanınıza mutlaka ateş düşürücü-soğuk algınlığı şurubu-fitil- gaz ilacı burun için serum fizyolojik alın yanınıza) Biz mutlaka Calpol,peditus,gaz ilacımız,fitil, serum fizyolojik ve burun pompasını yanımızda taşıyoruz. Minik bir portföy içinde uçakta dahi yanımızda taşıdık ilaçlarımızı)
2- Uyku oyuncağı (Yatağı değişeceğinden yerini yadırgamaması için uyku oyuncağını mutlaka alın
3- En sevdiği oyuncaklardan bir kaç tane
4- Bol miktarda bebek bezi (uzun seyahatlerde yanınıza ikiden fazla bebek bezi alın,bebekler seyahatte bol bol altlarını pisletiyorlar)
5-Islak mendil Sağı solu heryeri sileceğinizden bol bol lazım.Hiç açılmamış bir paket alın yanınıza.
6-Yedekli emzik Bebeğiniz emzik alıyorsa,emzik bir çok kere yere düşeceğinden yedekli alın yanınıza
7- Yastık Uçak içinde hele THY dışında charter uçaklarla seyahat ediyorsanız ufak yastığınızı mutlaka yanınıza alınız.
8- Biberon içinde su
9- Mama
10- Meyve puresi-mama-yedek kaşık
11- Dışarısı çok sıcak olsa da aracın içerisi soğuk olabilir ya da tam tersi bu nedenle yedekli kıyafetlerinizi alın bebeğinizin.
12- Battaniye
13-Diş Kaşıyıcısı ve diş kremi
14- Oyalanması için soyulmuş havuç,pırasa, salatalık vs.
15- Yedek çorap
16- Varsa çizgi film seyredebileceği bilgisayar-ıpad vs.
17-Alt değiştirme bezi
18- Nufus kağıdı
19- Anne için emzirme önlüğü
YUKARDAKİLERİN YANINDA VALİZDE OLMASI GEREKENLER
1- Ateş ölçer
2- Baby phone
3- Yetecek kadar kıyafet (uzun kollu-kısa kollu-body vs.)
4- Güneş kremi
5- Tırnak makası
6- Aşı kartı
7-Bebe yağı
8-Şampuan
9- Süt pompası ve steril poşetler (adaptörünü unutmayın)
28 Şubat 2012 Salı
PLAZALARA SÜT SAĞMA ODALARI İSTİYORUZ
Bu ülkede herkesin her konuda bir fikri var madem bu da benim fikrim, benim talebim...Devlet ilk 6 ay anne sütü diye her yerde yayınlar yapıyor, anneler anne sütüne teşvik ediliyor, bu annelerden bir kısmı mecburen 3-4 ay sonra işe başlamak durumunda kalıyor.
Yasalar anneye 8 hafta izin hakkı verdiğinden ilk 6 ay anne sütü vermek için anneler süt sağmak durumunda kalıyorlar. İş yerinde hijenik olmayan ortamlarda, tuvalet köşelerinde, boş toplantı odalarında süt sağmaya maruz bırakılıyorlar. Anneler, süt sağmaya çalışırken içerinin boş olduğunu düşünen bir sürü kişi kapıyı zorluyor, tuvalette süt sağan anneler girene çıkana laf anlatmak durumunda kalıyor...
Bunu okuyan anne olmayan bayanlar ya da erkekler ne var bunda sağsın işte diyebilirsiniz,ancak süt sağmak öncelikle mahrem bir olay.Ayrıca anneyi geren, sağarken de son derece sıkıcı bir iş.Üstüne üstlük olur olmaz yerde süt sağmak zorunda bırakılmak bir süre sonra anneyi işyerinde süt sağmaktan soğutuyor ve sağılmayan süt de bir süre sonra azalıyor ve en sonunda da bitiyor.Bebekte en ihtiyacı olan dönemde anne sütünden mahrum kalıyor.
GÖZ ENFEKSİYONU İLE DE TANIŞTIK
Bugün oğlumun bakıcısı telefonda Aksel'in gözünün kızardığını ve çapaklandığını söyledi. Acemi anne olunca onu da panik yapmamak için tamam sen Aksel'in ellerini temiz tut, kendi ellerini de ben sana döneceğim diyerek hemen güzel komşularımdan İpek'i aradım. Bu yazı vesilesiyle acemi annelere ve ilk çocukla ikinci çocuk arasında ara veren annelere de tavsiyem sizden 1-2 yıl kadar önce doğum yapmış komşularınız, arkadaşlarınız olsun. İnanın hayatınızı çok kolaylaştırıyorlar. En azından en panik anınızda sizi rahatlatıyorlar.Hatta benim komşularım ilacını bile neredeyse reçeteye yazacaklar ))))) İpek bunun çok normal olduğunu,kendi çocuklarının da çeşitli kereler bu enfeksiyonu kaptığını, özellikle nezleden sonra görüldüğünü, sebebinin ise sümüklü ellerini gözlerine sürmesi olduğunu söyledi.
Bir süre sonra Aksel'i doktora götürmek için gittiğimde karşılaştığım manzara beklediğimden daha kötüydü. Oğlumun tek gözü kapanmış ve şişmişti. Üstelik gözünün etrafı da sanki yumruk yemiş gibi kızarıktı. Onu o halde görünce içim parçalandı, neyseki oğlumun umrunda değil etrafla ilgilenmeye ablasıyla oynamaya devam ediyordu.
Doktor 4 saatte bir damlatılacak bir damla ve gece yatmadan önce sürülecek bir krem verdi. Bu mikrobun çok bulaşıcı olduğunu bizim de kapma riskimiz olduğunu söyledi ve olursa diye bize de bir reçete yazdı...
Böylece nezle gripten sonra ikinci hastalığımızı da karşılamış olduk. Aynen dedikleri gibi anne sütü kesildikten sonra hastalıklarla başetmeyi öğrenmelisiniz uyarıları da doğru çıktı...Ne diyeyim Allah beterinden saklasın,Allah dermansız dert vermesin hiçbirimize...
27 Şubat 2012 Pazartesi
ANNE SÜTÜ BANKASI KURULUYOR
Bakınız ülkemizde güzel şeylerde oluyor.
| ANNE SÜTÜ BANKASI KURULUYOR |
TÜM DÜZENİMİZ BOZULDU
Bebekler rutini sever başlıklı yazımda bahsetmiştim bebekler aynı saatlerde aynı şeylerin yapılmasından güven duyarlar. Biz de bu bilinçle 8,5 aya kadar rutinlerimizi üç aşağı beş yukarı uygulamayı başarabilmiştik. Ta ki Aksel grip olana kadar... Burun akıntısı, öksürük, burun tıkanıklığı,üzerine de diş sıkıntısı derken geceleri düz yerde yatmak istemediğinden bebek arabasında uyuttuk, kucağımızda dolaştırdık, ağlamasın diye elimizden geleni yaptık. Yani tüm kurallarımızı, rutinlerimizi alt üst ettik bir hastalıkla..Neyseki oğlum çabuk atlattı hastalığı ancak bebek arabasında uyumayı, kucakta dolaştırılmayı, kucakta pışpışlanmayı öyle sevmiş ki bunlardan bir türlü kopamadı. Ben de yeni yeni iyileşiyor diye kucağımda uyuyana kadar dolaştırmakta bir sakınca görmedim,kıyamadım daha doğrusu ta ki dün babası uyutma gafletinde bulunana kadar Aksel'i...
Aman Tanrım! Babası yatağa bırakıyor Aksel ağlıyor, babasu tekrar kucakta biraz dolaştırıyor, yatağına bırakacak tam bir hamle yapıyor, Aksel kıyameti koparıyor... Bana kalsa annelik güdüsü kucakta sakinleşene kadar dolaştırır Aksel'i, üstüne bebek arabasına koyup ileri geri sallayarak uyuturdum, maksat çocuğum yıpranmasın, hemen uyusun. Ancak babası bu hastalık şımarıklığından bir an önce çıkmazsak bundan sonra gecelerimiz böyle geçecek diye beni de korkuttu. Akşam 2 saat ağladıktan sonra zar zor uyuttuk, ancak geceyarısı 2'de uyandı ki sabah 6'ya kadar. Sanki akşam beni oyuna getirip uyuttunuz, şimdi kalkın rövanşımız var der gibi sabahı sabah ettik...
Aman Tanrım! Babası yatağa bırakıyor Aksel ağlıyor, babasu tekrar kucakta biraz dolaştırıyor, yatağına bırakacak tam bir hamle yapıyor, Aksel kıyameti koparıyor... Bana kalsa annelik güdüsü kucakta sakinleşene kadar dolaştırır Aksel'i, üstüne bebek arabasına koyup ileri geri sallayarak uyuturdum, maksat çocuğum yıpranmasın, hemen uyusun. Ancak babası bu hastalık şımarıklığından bir an önce çıkmazsak bundan sonra gecelerimiz böyle geçecek diye beni de korkuttu. Akşam 2 saat ağladıktan sonra zar zor uyuttuk, ancak geceyarısı 2'de uyandı ki sabah 6'ya kadar. Sanki akşam beni oyuna getirip uyuttunuz, şimdi kalkın rövanşımız var der gibi sabahı sabah ettik...
Normalde sabahları 7'de bizi uyandıran Aksel Bey bu sabah 8.30'da ablası tarafından uykusu düzeni iyice bozulmasın diye güç bela uyandırıldı.Tabi öğlen uykusu ara uyku derken oğlum uykusunu aldı fazlasıyla,biz ise haftanın ilk günü zombi gibi işe gitmek durumunda kaldık.
O kadar uğraşıyoruz bebeklerimiz bir düzene girsin diye, hastalıkla tüm düzenin kuralın uçup gitmesi, herşeye yeniden başlamak çok fena değil mi? Varsa bir bilen bunun çaresini bizi de aydınlatın sevgili anneler babalar....
UYKU OYUNCAĞI
Henüz hamileyken eşimin annesi elime bir peluş kuzu tutuşturdu;bu dedi doğacak bebeğinin ilk oyuncağı olacak. Aksel doğduktan sonra peluş kuzuyu hep yanına koyduk, üzerine Aksel'in kendi kokusu sinsin diye. Aksel 3 aylık olduğunda artık kuzusuna sarılıp yatan, onu ağzına alan, onunla oynayan, onunla iletişim kuran bir bebek oldu. Şimdilerde biz bir yere giderken unutulmaması gerekenler içinde en önemli materyalimiz. Bezini ,biberonunu unutsak alırız yenisini ancak kuzumuzun yerine hiçbirşeyi koyamayız. Nereye gidersek gidelim huysuzlandığında,uykuya dalmakta zorluk çektiğinde, kuzusuna sarılmak oğlumu sakinleştiriyor.
Özge'nin Notu:Aradan 18 ay geçti, Aksel ilk günkü gibi uyku oyuncağına bağlı...Onsuz uyumaz,onu kimseyle paylaşmaz.Kuzusu onun ilk arkadaşı, sahiplik duygusunu taktığı ilk özeli....
Bebeklerin uyurken sabit bir oyuncağı olması ve ona sarılması uyurken ya da yeni bir yerde uykuya daldıklarında kendilerini güvende hissetmelerini sağlıyormuş. Bu nedenle bebeklere doğumdan itibaren sabit bir oyuncak vermek (teddy bear gibi) onların gelişimi açısından çok faydalıymış sevgili anneler.Bu nedenle eşimin ailesinin ailemize kattığı bu kuzudan dolayı kendisine müteşekkürüm...
23 Şubat 2012 Perşembe
BEN BUNLARLA BÜYÜDÜM
Çocuklarımızla yatıp çocuklarımızla kalkarken biraz da kendi çocukluğumuza gidelim istedim
Çocukluğumdan aklımda kalan tadıyla bır zamanların efsane sakızı
İlk okuma kitaplarımız Cin Ali serileri....Elinde olan varsa satın almaya hazırım....
Ne çok oynardık gazoz kapağı oyuçnunu...Bakkalların önünden gazoz kapağı toplardık
Benim çocukluğum kiraz ağaçlarının tepesinde geçti.
Tenek teneke kiraz toplayıp akşam bir tepsi kiraz yerdik...
Çocukluğumdan aklımda kalan tadıyla bır zamanların efsane sakızı
Gölgelerin gücü adına güç bende ARTIK!!!!!!!!!!!
İlk okuma kitaplarımız Cin Ali serileri....Elinde olan varsa satın almaya hazırım....
Ne çok oynardık gazoz kapağı oyuçnunu...Bakkalların önünden gazoz kapağı toplardık
Benim çocukluğum kiraz ağaçlarının tepesinde geçti.
Tenek teneke kiraz toplayıp akşam bir tepsi kiraz yerdik...
Bakkallarda kilo işi alınırdı. Paket yetmezdi ki onca çocuğa...
Bu silginin o leziz kokusunu hatırlamayan var mı içinizde....
22 Şubat 2012 Çarşamba
SÖZÜN BİTTİĞİ BİR İLAN :(
Anneler bilir Nurturia adında bir anne-çocuk sitesi var. Çok kapsamlı bir site. A dan Z ye herşey var, ınternet kullanan tüm anneler de orada. Az önce şöyle bir ilan gördüm;
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
150 poşet anne sütünü ihtiyac sahiplerine verilecektir
4 saat önce
Bir yakınımızın 52 günlük bebegi vefat etti. Buzlumuz bulunan sütleri isteyen anneler bana ulaşsın lütfen. Sütler İstanbul Güngören semtinde.
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir süre ilana bakakaldım. Bebeğini kaybetmiş bir anne dolaptaki sütlerini ihtiyaç sahibi başka bir bebeğe vermek için çabalıyor. Başka bir bebeğe can olmak, kan olmak için...
Çok fazla üzerinde konuşmak istemiyorum,bu ilan beni fazlasıyla derinden etkiledi. Bu gece başka bir yazı yazmak gibi bir niyetim de yoktu ancak bu ilanı görünce paylaşmadan edemedim. Niyetim kimsenin gecesini mahvetmek değil sadece canından can gitmiş bir annenin fedakarlığını gözler önüne sermek...
Başın sağolsun güzel anne....
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir süre ilana bakakaldım. Bebeğini kaybetmiş bir anne dolaptaki sütlerini ihtiyaç sahibi başka bir bebeğe vermek için çabalıyor. Başka bir bebeğe can olmak, kan olmak için...
Çok fazla üzerinde konuşmak istemiyorum,bu ilan beni fazlasıyla derinden etkiledi. Bu gece başka bir yazı yazmak gibi bir niyetim de yoktu ancak bu ilanı görünce paylaşmadan edemedim. Niyetim kimsenin gecesini mahvetmek değil sadece canından can gitmiş bir annenin fedakarlığını gözler önüne sermek...
Başın sağolsun güzel anne....
BAKICIYI KISKANAN ANNELER
Henüz bebeğimiz emerken memeden kesip işe dönen biz anneler bebeklerimizi bakıcılara teslim ediyoruz. Yatılı, gündüzlü hiç farketmez, bebeğimizin en güzel anlarına hep bakıcılar tanık oluyor. Tüm gün beraber oyun oynuyorlar, birlikte yemek yiyip birlikte emekliyorlar. Biz anneler ise dört gözle mesai saatinin bitmesini bekliyor,koşa koşa eve gidip uyku saatine kadar olan vakte sığdırmaya çalışıyoruz herşeyi...
Geçenlerde bir arkadaşımın evdeki bakıcıyı bebeğinden kıskandığını ima etmesiyle bu konu üzerinde düşünmeye başladım. Ben de oğlumu 4 aylıkken bakıcısı Fatos ablasına bırakıp işe başladım. Şanslıydım kı oğluma tüm sevgisini ve emeğini verebilen bir ablası var. Zaman geçtikçe de birbirlerine daha çok bağlanmaya başladılar ve muhteşem ikili oldular evin içinde. Sabah ablasının odasına girmesiyle oğlumun mutluluk çığlıkları atması onun boynuna atılması görülmeye değer doğrusu...Nedendir bilmem oğlumun bakıcısını kıskanmak hiç aklımın ucundan geçmedi, benim kucağımdan ablasının kucağına atıldığı zamanlarda bile ne güzel, çok iyi anlaşıyorlar diye bundan mutluluk bile duydum. Bütün gününü beraber geçirdiği ablasına karşı mesafeli dursa, ağlasa sanırım bu durumdan şüphe duyardım, birbirlerini sevmediler mi,oğluma yeterince ilgi, sevgi göstermiyor mu diye?
Bir bebeğin karnının doyurulması, altının temizliği, gazının çıkartılmasından sonrakı en temel ihtiyacı sevgidir. Bir bireye bebekliğinden itibaren sevgi vermek,onu sevgiyle kucaklamak,bağrına basmak onun kendine ve dünyaya güvenmesini sağlar. Bu nedenle bakıcıyı kıskanıp eve kıskançlık tohumları atmak, bebeği gereksiz bir kapris yüzünden bu sevgiden mahrum etmek bir annenin bebeğine yapabileceği en büyük kötülüktür diye düşünüyorum. (Bu arada tabi ki kendini evdeki annenin yerine koymaya çalışan, psikopat bakıcılar bu yazının temasının dışında tutulmalıdır) Hem ister bakıcı, ister komşu hatta baba her kim bebeğinizi çok sevsin,çok şımartsın durum hiç değişmez, siz annesinizdir,O her koşulda sizin kokunuzu tanır ve bir iki cilve ve nazdan sonra yine anneciğinin kollarına atar kendini.Hasta olduğunda anne diye ağlar, sizin eve gelme saatinizde farketmeden mızmızlanır...
O yüzden kıskançlığı bir tarafa bırakalım her kim ki bebeğimize sevgisini veriyor onu baş tacı yapalım sevgili anneler....
20 Şubat 2012 Pazartesi
NOSTALJİK MAMA SANDALYESİ
Ek gıdalara geçişimizle beraber mama sandalyesi almak da farz oldu. Eşimin ailesinin evinde eşimden kalan ve 7 çocuk büyütmüş bir emektar mama sandalyesi vardı.Yemek yemenin dışında ters çevirdiğinizde sıra olan, icabında çocuğun oturup resim yapabildiği,oyun oynayabildiği türden nostaljik bir mama sandalyesi... Bu gidişimizde mama sandalyesine göz koydum, ancak 32 yıldır evin demirbaşı olan bu mama sandalyesinin evin dışına çıkması sözkonusu olamayacağından konuyu kapattım. Ta ki aynısını ufak bir mağazada görene kadar. Sonuç tahmin ettiğiniz gibi o koca sandalyeyi ta Norveç'ten Türkiye'ye taşıdık. 3 ucak değiştirdik o mama sandalyesi ile...
Ve işte bizim mama sandalyemiz;
Gördüğünüz gibi yüksek olan mama sandalyesinin önünde herhangi bir tabla yok. Aslında genel eğilim çocuğun sofrada aile birlikte yeme alışkanlığı kazandırmak olduğu için bu tip önü tablasız mama sandalyeleri iskandinavlarda daha tercih ediliyor.Öyle ayarlamışlar ki yüksekliğini, sandalye standart bir masanın içine yerleşiyor ve bebeğiniz masada sizinle yemek yiyor...
Önü tablasız mama sandalyelerinde en iyi modeli yaratan firma ise STOKKE...Mama sandalyesinde bir numaralar...
Bu arada annemin evine de Aksel gittiğinde kullansın diye IKEA'nin mama sandalyesini aldık.
Gayet kullanışlı,önünde tablası da var. Ekmekleri ya da elmaları minik minik doğrayıp tablasına koyuyorsunuz Aksel kendi kendine yiyor, arabasını sürüyor, PEPE izliyor...
Aslında önü tablalı mama sandalyeleri çok rahat. Alırken şuna karar vermeniz gerekiyor, rahatlık mı prensip mi? Buna karar verdikten sonra gerisi kolay.Bütçenize göre bir model seçmek...
18 Şubat 2012 Cumartesi
SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİM
Aksel'i uyuttuktan sonra internette dolaşmayı, değişik ürünler bulmayı, bunları incelemeyi çok seviyorum. Beğendiklerimi bir klasörde toplayıp,zaman zaman sizlerle paylaşmak çok keyifli.
İşte bunlardan bazılar;
Herşey kız bebekler için;şu tatlılığs bakın...
Doğum günü elbisesi için çok ideal değil mi?Bayıldım...
Çocukluğumun hayal dünyası ve ağaç ev...Hep bir ağaç evim olsun istenmiştim...
Ipadde sürekli angry birds oynayan biri olarak bu oyuncaklar benim için....
Ve küçük prens....Kerşke bulabilsem de alsam. Bulan bana alırsa parası neyse vereceğim...Çok istiyorum çok...
Kokoş annelikte son nokta...Ben asla kullanmam ama Nur Yerlitaş style,kullananı da takdir eder,bir an için de özenirim bile...
İşte bunlardan bazılar;
Herşey kız bebekler için;şu tatlılığs bakın...
Doğum günü elbisesi için çok ideal değil mi?Bayıldım...
Çocukluğumun hayal dünyası ve ağaç ev...Hep bir ağaç evim olsun istenmiştim...
Ipadde sürekli angry birds oynayan biri olarak bu oyuncaklar benim için....
Ve küçük prens....Kerşke bulabilsem de alsam. Bulan bana alırsa parası neyse vereceğim...Çok istiyorum çok...
Kokoş annelikte son nokta...Ben asla kullanmam ama Nur Yerlitaş style,kullananı da takdir eder,bir an için de özenirim bile...
BİR PİŞMANLIK ÖYKÜSÜ
Ben oğlumu 7,5 ay emzirdim. 6 ayı gayet düzenli, son 1,5 ayı ise nescafe niyetine idi. Aksel'in artık emmek istemediği son zamanlarda süt sağmaktan bendebiyice bıktığım için sütüm bitti.
Geçen haftalarda starbucksta bir anneyle karşılaştım.Oğlu da Aksel kadardı, ayak üstü sohbet ettik.Annenin 2.bebeği imiş, hal böyle olunca çok daha bilinçli,dersini ilk bebekte almış bir anne idi şüphesiz. Konu emzirmeden açıldı ve o anne bana artık emziremediğini, sütünün bittiğini, zaten işe başladığını ifade etti ve gayet rahat bir tavırla sorun değil dolapta 132 paket süt var dedi. O an donup kalmışım. 132 paket süt mü depoladınız diyebildim...
İşte o an o bilinçli annenin yerine geçmek istedim. Neden olmasındı ki; doğumdan 15 gün sonra başlansa süt depolanmaya,üşenmeden her gün bir poşet konulsa,bu rakamı tutturmak çocuk oyuncağı idi.
Anne devam etti, hergün düzenli bir biberon süt veriyoruz yatarken, şifa niyetine diye....
Sonra anneyle vedalaştık...
Adını bile bilmediğim o anneden sonra çok pişman oldum,özellikle de bebeğim dün gece diş sancısı çekerken,ona anne sütü veremediğim için...Sütler bol bolken yeterince üzerine düşüp sütleri depolamadığım ve bebeğimi devam sütüne terkettiğim için...
Benimkisi bir pişmanlık hikayesi güzel anneler... Lütfen benim düştüğüm hataya düşmeyin,sütünüz bolsa biriktirin ama böyle bol bol, poşet poşet olsun. Bu sütler bebeğinize ilaç gibi gelecek özellikle diş çıkartırken, grip olduğunda....
Özge
Geçen haftalarda starbucksta bir anneyle karşılaştım.Oğlu da Aksel kadardı, ayak üstü sohbet ettik.Annenin 2.bebeği imiş, hal böyle olunca çok daha bilinçli,dersini ilk bebekte almış bir anne idi şüphesiz. Konu emzirmeden açıldı ve o anne bana artık emziremediğini, sütünün bittiğini, zaten işe başladığını ifade etti ve gayet rahat bir tavırla sorun değil dolapta 132 paket süt var dedi. O an donup kalmışım. 132 paket süt mü depoladınız diyebildim...
İşte o an o bilinçli annenin yerine geçmek istedim. Neden olmasındı ki; doğumdan 15 gün sonra başlansa süt depolanmaya,üşenmeden her gün bir poşet konulsa,bu rakamı tutturmak çocuk oyuncağı idi.
Anne devam etti, hergün düzenli bir biberon süt veriyoruz yatarken, şifa niyetine diye....
Sonra anneyle vedalaştık...
Adını bile bilmediğim o anneden sonra çok pişman oldum,özellikle de bebeğim dün gece diş sancısı çekerken,ona anne sütü veremediğim için...Sütler bol bolken yeterince üzerine düşüp sütleri depolamadığım ve bebeğimi devam sütüne terkettiğim için...
Benimkisi bir pişmanlık hikayesi güzel anneler... Lütfen benim düştüğüm hataya düşmeyin,sütünüz bolsa biriktirin ama böyle bol bol, poşet poşet olsun. Bu sütler bebeğinize ilaç gibi gelecek özellikle diş çıkartırken, grip olduğunda....
Özge
ÇALIŞAN ANNENİN SAĞ KOLU ;SÜT SAĞMA MAKİNASI
Günümüz annelerinin can kurtarıcısı süt sağma makineleri sayesinde sütlerimizi depo ederek bebekten biraz olsun uzak kalıp normal yaşama karışabiliyor ya da iş hayatına dönceksek de en azından bebeklerimizi anne sütünden mahrum bırakmamış oluyoruz.
Ben doğum yaptıktan hemen sonra aldım süt sağma makinasını. Aksel emerken sürekli uyuyakaldığı için sütümü artırmak için kullandım ilk başlarda. Aksel 40 günlükken gittiğimiz yazlığımızda sütleri sağarak zaman zaman anneme bıraktım Aksel'i. Ne yalan söyliyim biraz nefes almak, bebekten ayrı kalmak hiç de fena gelmemişti. İşe başladığımda ise artık süt sağma makinası ile dolaşan bir anne oluvermiştim.
Ben Ameda marka süt sağma makinası kullanmıştım. Biliyorum bu konuda anneler çok kararsız kalıyorlar. Philips Avent mi alsak,Ameda mı alsak Medela mı alsak ? Ben Ameda'dan çok memnun kaldım. Hızlı sağan bir makinaydı. Aynı anda iki gögüsü de sağabiliyorsunuz, gerçi bunun ne kadar kullanıldığı tartışılır,ben pek kullanmadım bu özelliği mesela. Bunun dışında ufak olduğu için bavuluma atıp yurtdışlarına bile götürdüm makinamı...
Biraz özgür olmak istiyorsanız, hele çalışıyorsanız, bebeğinizi sütünüzden mahrum bırakmamak adına bir süt sağma makinası şart sevgili anneler.Satın almak istemiyorsanız Ameda'yı ya da başka markaları hastanelerden kiralayabiliyorsunuz.
Sütünüz bol olsun....
Hoşçakalın,
Özge
Ben doğum yaptıktan hemen sonra aldım süt sağma makinasını. Aksel emerken sürekli uyuyakaldığı için sütümü artırmak için kullandım ilk başlarda. Aksel 40 günlükken gittiğimiz yazlığımızda sütleri sağarak zaman zaman anneme bıraktım Aksel'i. Ne yalan söyliyim biraz nefes almak, bebekten ayrı kalmak hiç de fena gelmemişti. İşe başladığımda ise artık süt sağma makinası ile dolaşan bir anne oluvermiştim.
Ben Ameda marka süt sağma makinası kullanmıştım. Biliyorum bu konuda anneler çok kararsız kalıyorlar. Philips Avent mi alsak,Ameda mı alsak Medela mı alsak ? Ben Ameda'dan çok memnun kaldım. Hızlı sağan bir makinaydı. Aynı anda iki gögüsü de sağabiliyorsunuz, gerçi bunun ne kadar kullanıldığı tartışılır,ben pek kullanmadım bu özelliği mesela. Bunun dışında ufak olduğu için bavuluma atıp yurtdışlarına bile götürdüm makinamı...
Biraz özgür olmak istiyorsanız, hele çalışıyorsanız, bebeğinizi sütünüzden mahrum bırakmamak adına bir süt sağma makinası şart sevgili anneler.Satın almak istemiyorsanız Ameda'yı ya da başka markaları hastanelerden kiralayabiliyorsunuz.
Sütünüz bol olsun....
Hoşçakalın,
Özge
AKSEL'İN DİŞ ÇİLESİ
Aksel alt ön iki dişini çok rahat çıkartmıştı. Sanırdım ki hep öyle devam edecek ta ki cuma gecesi sabahı sabah edene kadar... O ne ızdırap olmalı ki Aksel sabaha kadar salya sümük ağladı. Ne dentinox fayda etti ne de Calpol şurup.Sabahı sabah etmek birşey değil ancak Aksel'i öyle ağlarken görüp de birşey yapamamak beni kahretti. Ertesi sabah 7'de uykuya dalabildi oğlum.
Siz de benim gibi psikopat bir anne misiniz bilmiyorum ancak ben Aksel'in tüm ilaç ve şuruplarının bir tadına bakıyorum. Doktorun tavsiye ettiği dentinoxu da dişetlerime sürdüm ancak tadından başka hiçbir uyuşma, donma etkisi hissedemedim. Zaten etkili bir krem olsa Aksel'e faydası olurdu değil mi ama...
Ben de bu stresle kanyonun içindeki eczaneye giderek derdimi eczacıya anlattım. Eczacı bana dentinoxun pek etkili olmadığından bahsetti ve Türkiye'de pek yaygın olmayan Amerikan malı bir krem önerdi. Adı baby orajel. İki çeşidi varmış ,biri gündüz için diğer gece. Epey fiyatlı olduğu ve işe yarayıp yaramayacağını bilmediğim için ilk etapta orajel nighttime'ı satın aldım. Fiyatı 38TL idi.Kremi Aksel'den önce kendi dişeti ve dilimde denedim. İlk 30 saniyeden sonra dişetlerimin donduğunu hissettim.Ayrıca doktorumuzu arıyarak bu kremin kulllanılabilinirliğini sordum. Evet uygundur Amerikan malıdır kullanabilirsin dedi.
Bunun dışında birkaç tane buzdolabında soğutulan diş kaşıyıcılardan alıp buzdolabına attım ve gün içinde Aksel'in eline verdim, aynı şekilde metal ve plastik 4-5 çay kaşığını buzdolabında Aksel için beklettim, diş kaşıyıcılardan sıkıldığında eline soğuk kaşıklar verdim, soğuk pırasa ve havuç da dişlemekten zevk aldığı şeyler arasında olduğu için onu da gün içinde soğuk soğuk eline tutuşturdum. En sancılı anlarında ise dülbentte buz sarıp eline verdim,bu yöntem de dişinin ateşini almasını sağladı.
Akşama kadar Aksel'in tüm rutinini olduğu gibi yerine getirdikten sonra bebeğimi yedirdim,yıkadım, masajını yaptım ve ağrı kesici ateş düşürücü bebek fitili attım, orajel kremimizi sürdüm ve Aksel'i sütünü içirirken uyuttum. (Okuyan herkes lütfen maşallah desin) Bebeğim sabaha kadar deliksiz uyudu.
Anneler yukarıdaki saydıklarım tabi ki çok işe yaradı ancak en çok da panik olmadan biliçli bir şekilde hareket etmemin işe yaradığını düşünüyorum.Nedendir bilmem ancak bebekler kesinlikle panik olduğunuz ve ne yapacağınızı bilmediğiniz anları hissediyorlar ve sizi daha da strese sokuyorlar.
Diş çıkartan bebeklere ve annelerine şimdiden kolay geldin diyorum,başta kendime...
Özge
17 Şubat 2012 Cuma
OYUN PARKI
Aksel emeklemeye başladı.İnanılmayacak kadar atik, herşey kaşla göz arasında oluveriyor artık hayatımızda...Mesela Aksel kaşla göz arasında sehpanın altına girip kafayı vuruyor, kaşla göz arasında köpeğimiz Otto'nun kulaklarına yapışıyor,kaşla göz arasında saksıyı deviriyor...
Ben sabah erkenden işe gittiğim için haliyle aklım da oğlumda kalıyordu. Örneğin mutfakta Fatoş ablası mama hazırlarken, Aksel ya başını vurursa? Şöyle oğlumu ortasına bırakabileceğimiz, içinde oyuncaklarıyla oynayabileceği bir oyun bahçesi arayışına giriştim.O yataktan bozma plastik olanlarını ise hiç istemedim. Bebeğim yeri hissetsin, içinde biraz daha özgür olsun istedim. Ne yalan söyleyeyim Türkiye'de bu ürünlerin bu kadar zor bulunabilineceğini başlanğıçta hiç düşünmemiştim. Yurtdışı sitelerinde tam istediğim gibi olan oyun parkları BABYDAN Playpen ve LİNDAM Playpen firma ve ürün adları altında satılmakta ve yurtdısında TL karşılığı 150-200TL civarında. İsterseniz tek tek bölümler satın alarak daha büyük bir alan elde edebiliyor ya da ihtiyaca göre farklı konumlandırılabiliyorsunuz.
Türkiye'de ise uzun bir süre hiçbir şey bulamadım fakat sonra nasıl olduysa bir anda mothercare'lerde satıldığını öğrendim. Fiyatı 400 TL civarındaymış.Bunun yanında parkzone adında bir şirket evlere özel bebek güvenlik ürünleri ve oyun parkları yapıyor. Oyun parkları babydan marka ve yukarıda görülen ürün için bana 600TL fiyat verdiler.
Tüm bu araştırmalardan sonra sahibinden.com'da aşağıda net görünmese de yukarıdaki ürünlere benzeyen ancak ahşap olması bakımından çok daha sağlıklı olan bu ürünü buldum, hem de 65TL'ye. Foto sizi aldatmasın içinde muşambadan yapılma bir altlık var, çitlerte monte edilip çocuğun çiti devirmesini engelliyor. Foto esnasında yıkandığı için onu serememiştik. Alıcı bu ürünü 3 sene önce mothercare mağazasından aldıklarını belirtti. Ancak şimdi malesef demir olanını getiriyorlar.
Ben bu oyun alanından çok memnun kaldım.Ahşap olanını bulamasaydım da demir olanını mother care mağazalarından alırdım. Bebeğinizi kontrol altında tutmak istediğiniz anlarda koyun içine oyuncaklarını da verin orada kendi kendine takılsın.Tabi ki hapishane gibi hep orada tutulmamalı bebek. Biraz oyun bahçesinde biraz ortada, biraz odasında,böyle böyle büyüyecekler işte bizim bebişlerimiz...
Etiketler:
babydan,
lindam,
oyun bahçesi,
oyun çiti,
oyun parkı
DOKTOR NESİM ESKİNAZİ İLE AKSELİN RUTİN KONTROLÜ
Aksel'i doktoru Nesim Bey'e kontrole götürdüm.Malum 8.ayın içinde bebeğim. Bir gün öncesinde günde 5-6 kere kuru kuru öksürük de başladığından bunu da kontrol ettirdim gitmişken. Daha önceki yazılarımdan Nesim Beyin çok hızlı kontrol ettiğinden bahsetmiştim.Hal böyle olunca sorularımı unutmamak için yazarak kendisine sordum. Sizin de dikkatinizi çekeceğini düşünerek bu sorularımı ve öksürük ile ilgili teşhisini paylaşıyorum.
Ciğerlerinde bir sorun olmadığını (çok şükür ki)ancak burnunun dolu olduğunu tespit etti. Bunun için Akselin burnunu otribebe ile temizlenmesini ve günde 3 kere peditus şurup kullanmamızı istedi.
Soru : Aksel'e ciğer yedirebilir miyim?
Cevap Dr.: Ciğer ve diğer sakadatlar kesinlikle yasak.Kolestrol sorunu yaşatırsın bebeğe. Balık- tavuk ve et yedirmen kafidir.
Soru : Pekmez konusunda ne düşünüyorsunuz?
Cevap Dr.: Bebeğe pekmez yedirmenizde bir sakınca yok.Hatta kahvaltıda pekmez yedir.
Soru : Aksel'e ortopedik ayakkabı giydirmeye ne zaman başlayacağız?
Cevap Dr.: Yürümeye başladığı zaman ayakkabıya geçilecek.
Soru : Mercimek yedirelim mi?
Cevap Dr : Evet mercimek yedirebilirsin.
Bunların dışında ıspanak konusunu da konuştuk.Temel Reis çizgi filmlerinden gelen ıspanak ye, demir içerir, vitamin deposudur bilgilerinin fos olduğunu bu nedenle sebze çorbasına koymanın da bir anlamı olmadığını belirtti.
Çiğ pırasa yiyen bir canavar....
DEPRESYONDA MIYIM YOKSA?
Herşey iyi kötü bir rutine oturmuşken 15 gündür bezgin bekir gibiyim. İşten eve geliyorum kolum kalkmıyor.Kafamda yazacak o kadar çok şey biriktirdim ki bu uyuşuk mayışık hallerim de nereden çıktı bilmiyorum. Adeta beynim vücuduma harekete geç emri veremiyor gibi... Kafam zehir gibi çalışıyor o ayrı; beyminden çıkan herşey tasarı olarak kafamın bir köşesinde eyleme dönüşemeden kalıyor....
Neyseki bu rahatsızlık veren halimden kısa bir süre önce kurtuldum.Düşünüyorum da belki de zaman zaman çalışalım ya da çalışmayalım biz annelerin de böyle depresif ruh halleri içinde olmaya hakkı var. Kolay değil ki bir çocuğun sorumluluğunu, uykusuz hallerini, hasta hallerini kaldırmak, herşeye yetişebilmek, kocayla uyum sağlayabilmek, işe gitmek, işte hesap vermek....
İşte böyle bir 15 günün ardından gücümü yeniden topladım blogumdayım...Kafamdaki herşeyi bloga aktarma vakti...HADİ BAKALIM..
Özge
1 Şubat 2012 Çarşamba
ÇOCUK DOKTORU SEÇİMİ
Çocuk doktoru seçimi de anneler için kritik konulardan bir tanesi. Bebeğiniz ilk doğduğunda belirgin bir sıkıntısı yoksa aslında doktorun da yapacak çok önemli bir işi yok. Boy kilo ölçümü,bir iki pratik bilgi, anneye ev ya da cep telefonu yazılı bir kartvizit, bir iki rahatlatıcı cümle,gazlı bebek ise bir ilaç tavsiyesi hepsi bu...
Çocuk doktoru seçerken öncelikle anne ile doktorun yıldızının barışması lazım ki anne ona güvensin bebeğini emanet etsin. Bir araştırmamda hastane çocuk doktorundan uzak durulması gerektiğine rastladım.Nedeni ise özel hastanelerin tüm doktorlara olduğu gibi çocuk doktorlarına da tahlil, röntgen,iğne kotası koyması.Bu da demek oluyor ki doktor kotasını doldurmak için sizin bebeğinize gereksiz tahlil,röntgen,iğne uygulayabilir.
Biz Aksel için çocuk doktoru olarak Nesim Eskinazi'yi seçtik. Kendisinin teşhislerinin çok yerinde olduğunu,çocuğu gereksiz yere hırpalamadığını,ilaç yazmadığını bu nedenle de epeyce çocuk hastası olduğunu öğrendik.
İtiraf edeyim ilk randevuda epey şaşırmıştım. Zira Suadiyedeki muayenehanesinde çocukları kontrole sabah 7 de başlıyor ve 10 gibi Nişantaşındaki muayenehanesine geçiyor. Muayenehaneye gelenler, gidenler ,kapı zili hiç bitmiyor. Tavsiyem üzerine bir arkadaşımın oğlunu Nesim Beye götüren annesi,kızım burası SSK gibi bir yer, ben anlamadım dediğinde çok gülmüştüm. Aynen SSK gibi hızlı bir şekilde kontrol ediyor Nesim Bey,soracaklarınızı kağıda yazmaszsanız onun enerjisi ile siz zaten sorularınızı unutuyorsunuz. Ancak muayene ederken ki çocuğa yaklaşımı, sevmesi,her bebeğe lakap takması ve bebekleri o lakaplarla hatırlaması,anneyi cesaretlendirmesi ve en önemlisi de aslında bu işin abartıldığı kadar da anneleri yıpratmaması, strese sokmaması gerektiğine dair imaları benim için Nesim Bey'le yola devam etmemin sebepleri oldu.
Biz Aksel'le çok şükür henüz ciddi bir hastalık yaşamadık ancak Norveçteyken bir kere su çiçeği süphesiyle cebinden kendisini aradım ve o an açamasa da 10 dakika sonra bana geri dönüş yaptıki Norveçte çaresiz kalmış bir anne olarak bu dünyalara bedeldi. Bekleme odasında diğer annelerle yaptığım sohbetlerde hasta bebeklerine koyduğu teşhislerde ve bebeği takipte çok memnun olduklarını da bizzat duymuş oldum. Ancak siz bebeğimi doktora götüreyim, muayeneden sonra oturalım bebeğimiz üzerine sohbet edelim,biz soralım o anlatsın diyorsanız Nesim Bey sizi tatmin etmeyebilir. Çünkü onun o hiperaktif enerjisi ile ne oturup sizle aheste aheste zaman harcamaya uygun ne de kapıda sıra bekleyen eşkiyalar buna izin verir.Ancak sorularınızı yukarıda belirttiğim gibi kağıda yazıp giderseniz de hepsini cevaplar.
Doktor seçecek annelere bol şans ve sabır diliyorum....
Özge
Çocuk doktoru seçerken öncelikle anne ile doktorun yıldızının barışması lazım ki anne ona güvensin bebeğini emanet etsin. Bir araştırmamda hastane çocuk doktorundan uzak durulması gerektiğine rastladım.Nedeni ise özel hastanelerin tüm doktorlara olduğu gibi çocuk doktorlarına da tahlil, röntgen,iğne kotası koyması.Bu da demek oluyor ki doktor kotasını doldurmak için sizin bebeğinize gereksiz tahlil,röntgen,iğne uygulayabilir.
Biz Aksel için çocuk doktoru olarak Nesim Eskinazi'yi seçtik. Kendisinin teşhislerinin çok yerinde olduğunu,çocuğu gereksiz yere hırpalamadığını,ilaç yazmadığını bu nedenle de epeyce çocuk hastası olduğunu öğrendik.
İtiraf edeyim ilk randevuda epey şaşırmıştım. Zira Suadiyedeki muayenehanesinde çocukları kontrole sabah 7 de başlıyor ve 10 gibi Nişantaşındaki muayenehanesine geçiyor. Muayenehaneye gelenler, gidenler ,kapı zili hiç bitmiyor. Tavsiyem üzerine bir arkadaşımın oğlunu Nesim Beye götüren annesi,kızım burası SSK gibi bir yer, ben anlamadım dediğinde çok gülmüştüm. Aynen SSK gibi hızlı bir şekilde kontrol ediyor Nesim Bey,soracaklarınızı kağıda yazmaszsanız onun enerjisi ile siz zaten sorularınızı unutuyorsunuz. Ancak muayene ederken ki çocuğa yaklaşımı, sevmesi,her bebeğe lakap takması ve bebekleri o lakaplarla hatırlaması,anneyi cesaretlendirmesi ve en önemlisi de aslında bu işin abartıldığı kadar da anneleri yıpratmaması, strese sokmaması gerektiğine dair imaları benim için Nesim Bey'le yola devam etmemin sebepleri oldu.
Biz Aksel'le çok şükür henüz ciddi bir hastalık yaşamadık ancak Norveçteyken bir kere su çiçeği süphesiyle cebinden kendisini aradım ve o an açamasa da 10 dakika sonra bana geri dönüş yaptıki Norveçte çaresiz kalmış bir anne olarak bu dünyalara bedeldi. Bekleme odasında diğer annelerle yaptığım sohbetlerde hasta bebeklerine koyduğu teşhislerde ve bebeği takipte çok memnun olduklarını da bizzat duymuş oldum. Ancak siz bebeğimi doktora götüreyim, muayeneden sonra oturalım bebeğimiz üzerine sohbet edelim,biz soralım o anlatsın diyorsanız Nesim Bey sizi tatmin etmeyebilir. Çünkü onun o hiperaktif enerjisi ile ne oturup sizle aheste aheste zaman harcamaya uygun ne de kapıda sıra bekleyen eşkiyalar buna izin verir.Ancak sorularınızı yukarıda belirttiğim gibi kağıda yazıp giderseniz de hepsini cevaplar.
Doktor seçecek annelere bol şans ve sabır diliyorum....
Özge
31 Ocak 2012 Salı
KARDAN ANNE OLAYIM BİR GÜNLÜĞÜNE
Kar yağsın, battaniyenin altında Türk filmi seyredeyim, elimde kahvem....
İşte bu klişe cümle biz çalışan anneler için hayalmiş bugün onu anladım..( Kar yağdı hem de çok. Ara yollar berbat, arabam bir gece öncesinden bir yerlere terk edilmiş durumda, eve getiremedim bile. Akşam 8'de kocam gelip aldı beni dağ başından. Eve geldiğimde bebeğim ağlıyordu. Son bir anne kokusu ve uykuya daldı mışıl mışıl. 6'da evde olamadım yolda kaldım diye suçluluk hissetmeli miyim?
Bakıcı bu sabah 10:00'da gelebildi. Taksi durağı, abla o kadar uzağa gidemeyiz, ara yollar berbat,hem zaten taksi yok dedi. Babası beni sayma, benim çalışmam lazım,ya sen kal ya Fatoş gelsin dedi. Fatoş, zar zor geldim erken çıkabilir miyim dedi...Napalım bugün de işe gidemeyeceğiz kar mazeretinden anlaşıldı!
Laptop açılsın bari evden çalışılsın, o da ne oğlum tepemde kolyemi yemeğe çalışıyor!!! Bari yemeğini ben yedireyim,evdeyim zaten. Bu arada işe giden gidemeyen arıyor,belli ki giden de gidemeyen de tersinden kalkmış. Yemeğini her zaman yiyen çocuk bugün yemedi, Fatoş sana yapıyor diyor. Oğlum bana ne yapıyor anlamadım ama nedense Fatoş'a göre hep bana yapıyor.
O zaman giydirelim biraz kar topu oynatalım. Oyun faslımız 15 dakika, giyinme faslımız 40 dakika sürüyor. Babası ne giydirsem beğenmiyor.Oğlum şımardıkça şımarıyor,kucağımdan inmiyor.
Gün bitiyor ,kafam nedense sünger gibi oluyor. Ne oğlumla evde olmanın bir tadı var, ne karın keyfi. Değil battaniye altına girmeyi,5 dakika koltuğa oturmadığımı farkediyorum. Sevmiyorum böyle belirsizlikleri, suçlu hissetmeleri. Battaniye altında Türk filmi,çay keyfi sizin olsun ben kardan bir anne olayım,oğluma bakayım bahçeden...Aslımda işe gitsin,eğer gelemezsem zamanında eve, kardan anne (ben) baksın oğluma olmaz mı?
OYUNUMUZ 15,GİYİNMEMİZ 40 DAKİKA SÜRDÜ
KARI SEVİYOR,GENLERİNDE VAR...
KARDA OTURUYOR KÜÇÜK PRENS....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































